LPWA Teknolojileri: Neydi & Ne olacak?

Çok az miktarda verinin iletildiği uygulamalarla (örneğin, su seviyelerini, gaz tüketimini veya elektrik kullanımını okumak için metreler) 4G ve LTE ağları gibi geleneksel hücresel seçenekler çok fazla güç tüketir konumda kalıyor ve Low Power Wide Area (LPWA) mobil IoT teknolojileri (LTE-M ve NB-IoT) ise tam burada devreye giriyor.

Daha küçük, daha az güç kullanan ve daha uygun maliyetli aygıtların yayılımında adetsel bir fark yaratmak LPWA sayesinde mümkün olmakla birlikte kapsama gücünde de sorun yaşanmıyor, kapalı mekanlarda ve yoğun kentsel alanlarda iyi çalışıyor.

LPWA teknolojilerinin tasarımı gereği büyük miktarda veri göndermek zor, FOTA ve dosya aktarımı için en doğru seçenek değil. Baz istasyonları arasındaki geçişlerde zorluk yaşanabilir, bu yüzden mobilitesi düşük cihazlarda tercih edilmelidir (Sayaç gibi).

NB-IoT ve LTE-M için standartlar, geçen yıl Haziran 3GPP tarafından onaylandı. NB-IoT, Avrupa ve Asya’daki (özellikle Çin) operatörlerden güçlü destek görüyor. Hem AT & T hem de Verizon’un desteklediği LTE-M ise Kuzey Amerika’da popülerliğini kanıtlıyor.

Ericsson’ın Mobility Raporuna göre 2019 ve sonrasında her iki LPWA teknolojisinin (LTE-M & NB-IoT) çakışmaya başlaması sebebiyle operatörlerin ikisini de kullanılır hale getirmeyi seçeceğini öngörüyor.

LPWA, toplam maliyeti yüzde 50’den fazla düşüyor ve güç tüketimini 75 kattan fazla azaltıyor. Sonuç olarak, daha önce maliyet yüzünden ertelenen veya teknik olarak makul olmayan akıllı şehir, akıllı şebeke, tarım ve diğer IoT uygulamaları için bir dizi küresel ağ oluşturma çözümü sunarken, diğer yandan 5G ve diğer yeni teknolojilerin gelecekteki kullanıma sunulmasıyla uyumlu olmaya devam ediyor. Ayrıca, 3GPP’nin hücresel yönetim gövdesine dayalı standartlara dayalı LPWA teknolojisini seçen işletmeler, daha hızlı IoT uygulama geliştirme, test etme ve dağıtımdan faydalanabiliyor.

LPWA’nın benimsenmesi ile düşen maliyetlerle birlikte connected cihazlarda artış bekleniyor. GSMA, yaptığı açıklamada, LPWA’nın Machina Research’ten yeni analizlere dayanarak 2022 yılına kadar toplam 1,4 milyar bağlantı beklediğini açıkladı.

https://www.ericsson.com/assets/local/mobility-report/documents/2018/ericsson-mobility-report-june-2018.pdf

https://www.gsma.com/iot/mobile-iot-5g-future/

 

Gıda Sektöründe IoT ile Fark Yaratmak Mümkün

IoT, yiyecek ve içecek şirketlerinin maliyetten tasarruf etmesine, bozulma olasılığını azaltmasına, pazara ulaştırma süreleri iyileştirmesine ve müşteri memnuniyetini artırmasına yardımcı olabilir.

Sensörler, makine öğrenimi, yapay zeka ve analitik ile dolu IoT, her sektördeki birçok problemi çözmek için hali hazırda kullanılıyor. Gıda ve market endüstrisinde ise, gıda tazeliğini koruyarak ve tedarik zinciri performansını iyileştirerek gıdaların bozulmasını önlemede kullanılıyor. Konu gıda sektörü olunca bu yalnızca maliyet kalemlerinin azalmasını sağlayarak kar marjlarını iyileştirmekle alakalı değil. Sektörde tüketim süreleri dışında gıdaları saklama ve ulaştırma koşulları da birçok regülasyona sahip. Düzenli sıcaklık ve nem takibi manuel yapıldığında oldukça fazla operasyonel iş yükü yaratıyor. Bu takiplerin kişi veya kişiler tarafından yapılması gözden kaçmalara, sonrasında ise hem insan sağlığı hem de marka algısı tarafında telafisi kolay olmayan sonuçlara yol açabilir.

Gıda sektöründeki gerekliliklerin otomasyonu, sorumluların bilgi senkronizasyonu kolay süreçler olmamaktadır. Şirketler bu entegrasyonlar için ciddi miktarlar harcasa da bu yalnızca maliyet olarak görülmemelidir. IoT yatırımlarının getirileri yalnızca ilgili şirkete operasyonel kolaylık ve kar marjında artış olarak dönmüyor, daha büyük bir amaca hizmet ediyor.

Birleşmiş Milletler’in gıda ve tarım organizasyonu raporuna göre, her yıl dünya çapında insan gıda üretiminin yaklaşık üçte biri boşa harcanıyor. Bu sadece para kaybı değil, aynı zamanda atmosferdeki karbon gazı artışı ve çevre kirliliği demektir. Benzer senaryolar iklim değişiklikleriyle birlikte olumsuz şekilde artıyor. IoT teknolojisi, tüm gıda ürünlerinin durumunu zahmetsizce izlemeyi ve gerçek zamanlı bilgileri atanan kişiye göndermeyi mümkün kılarak bu kayıpların önüne geçilmesine yardımcı olur.

Dijitalleşme Sürecinde KOBİler

Yeni araştırmalar KOBİlerin 2018’de agile workinge doğru yöneldiğini gösteriyor.

İş dünyası hızla değişiyor, süreçleri daha verimli, özel ve duyarlı hale getirmek için yeni teknolojiler kullanılıyor.

Avrupa çapında yapılan bir araştırmanın bir parçası olarak görüşülen aralarında Türklerin de bulunduğu 1,608 KOBİden %52’si dijital dönüşüm ve yeni teknolojinin benimsenmesine bağlı olmadan işletmelerinin başarısız olacağını düşündüğünü belirtti.

Giderek daha rekabetçi bir pazarda, KOBİlerin çoğu, teknolojiyi işlerini artırma aracı olarak görüyor. Karar vericilerin %86’sı aktif olarak agile çalışmayı geliştirmeye odaklanıyor. %51’i ise yeni trendlere ve iyi bir dijital stratejinin sunabileceği sayısız fırsatlara cevap vermek için özel olarak yeni teknolojiler getiriyor.

Sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi bir zamanların teknoloji mitleri gerçekleşmişken, ülkemizde toplam işletmelerin %98ini oluşturan KOBİler ne durumda?

 

KOBİler kolay anlaşılır ve paraya dönüştürülebilir teknolojilerle dijitalleşmeye başlamış durumda. İnternet sitesi, içerik, sosyal medya ve e-posta ile pazarlamada doğru hedef kitleye ulaşma ile kısa zamanda önemli farklar yaratılıyor.

Dijital dönüşüm özellikle KOBİler için hayatta kalmanın anahtarı iken burada cesareti kıran bazı faktörler de var. Kobilerin yetişmiş insan gücü ağırlıklı olmaması kaynaklı yeni teknolojilerin hızlı benimsenememesi temel problemlerden. Veri güvenliği, yüksek yatırım ve operasyon maliyetleri, IT elemanı eksikliği, sistem değişikliği gerekliliği, gelecek dijital standartların net olmaması ve finansal eksiklikler olarak en önemlilerini toparlayabiliriz.

KOBİler harcadıkları maliyet ve efor karşılığında olumlu karşılıklar aldıkça dijital dönüşüme daha fazla önem verecek ve sürdürülebilirlikleri için çalışacaklar.